ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Ansızın Gelen Kaygı & Bununla Başa Çıkmak

Ansızın gelen, sebebi olmayan kaygı genelde iş sıkıntısı, huzursuzluk veya bir şey olacakmış hissi olarak tarif edilir ve oldukça rahatsız eden bir durumdur. Sebepli veya sebepsiz olabilir fakat bu hissi yine de engelleyemeyebiliriz. Şiddeti ve süresi arttıkça günlük hayatımız da bu durumdan etkilenmeye başlar ve olur olmadık anlarda bu kaygıyı yaşamaya başlarız. Zaman zaman dışarıda geçirdiğimiz vakitten kısar, iletişimde olduğumuz insanlara da bu kaygıları yansıtabilir veya tüm gerginlik yaratacak durumlardan kaçınmaya çalışırken hayattan geri kalabiliriz. 

En Belirgin Tepkilerden Biri “Kötü Bir Şey Olacak!” Hissi

Sürekli içeride dolanan ‘tehlike’ hissi, bizi huzursuz eder. Gevşeyemeyiz, bu sırada stres hormonu vücudumuzda aşırı salgılanır. Bu durum mükemmeliyetçi düşünce yapısı ve kontrol ihtiyacı olan, takıntı geliştiren kişilerde görülmesi olası bir durumdur. Özellikle kişi stresli bir dönemden geçiyorsa ve etrafında kaygılarını tetikleyecek unsurlar varsa, “Her an kötü bir şey olacak!” düşüncesinin akılda dolanması kaçınılmaz olur.

Çarpık Düşünceler

Gelecek belirsizdir ve biz bu belirsizle en iyi geleceği tahmin ederek başa çıkmaya çalışırız. Gelecek tahminlerimiz ve aklımızdaki kalıplar bizi bilişsel çarpıtmalara iter. Siyah beyaz düşünme, karamsarlık, gelecek tahminleri bunlardan bazılarıdır. Bu düşünce kalıpları ile yaşayan ebeveynlerimizin söylemleri, bize bu tarz düşünce şeklini vermiş olabilir veya geçmişte yaşamış olabileceğimiz travmalar bu düşünceler için tetikleyici olabilir.

Çarpık düşünceler (bilişsel çarpıtma) zamanla temel inançlara dönebilir ve fark ettirmeden yaşamımızdaki seçimlerimizi, aldığımız aksiyonları yönlendirebilir.

Psikoterapi

Kaygı (anksiyete) psikolojik olduğu kadar fizyolojiktir. Kaygı anında hissettiğimiz duygular ve düşüncelerimiz sonucunda fiziksel tepkiler veririz. Endişeli hissettiğimizde beynimiz belirsizlik için korku geliştirir ve beden bu korkuyla baş etmek için enerji harcar.  El terlemesi, göğüs sıkışması, nefeste hızlanma, mide bulantısı, karın ağrısı bunlardan birkaçıdır. Bu durumu başa çıkma yöntemlerini öğrenerek ve kaygıyı farkına vararak kontrol altına alabiliriz. Bu durumda semptom yönetimini baz alan psikoterapilere (bilişsel davranışçı terapiler, mindfulness, nefes terapisi) ihtiyaç vardır. 

An’a odaklanabilmek, kaygıyla baş etmede oldukça etkili bir yöntemdir. Mindfulness ve özellikle nefes teknikleri anda kalmayı öğrenmede yardımcıdır. Anda kalabilmek aslında o an bize, bedenimize ne olduğunu fark edebilmek, yaşadıklarımızı isimlendirebilmektir. “Şu anda tam olarak ne oluyor?”, “Ne yaşıyorum?”, “Bedenim, nefesim nasıl tepkiler veriyor, bana ne söylüyor?” sorularını kendimize sormak anda kalmamıza yardımcı olacak, kaygıyı fark etmemizi sağlayarak bununla baş etme yolumuzu bulmamıza yardımcı olacaktır.

Farkına vardığınız zaman kaygıyla baş etmek adına ilk hamleyi yapmış oluruz. Eğer uzun süredir kaygı ile yaşayan kişi, kaygıyı kontrol altına almak için günlük hayatını kısıtlar ve işlevsiz bir kısır döngüye girer. Bir profesyonelden alınan yardım, işlevsiz ve kısıtlayıcı davranışlarımızı, hayata daha konforlu ve huzurlu devam etmemizi sağlayacak davranışlarla değiştirmemizi sağlar. Beyin ve bedenimizi sakinleştirmenin, aşırı korku ve endişe uyandıran çarpık düşüncelerle daha iyi başa çıkmanın yollarını öğretir.

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?