ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Enerjimizi Düşüren 8 Alışkanlık

Bazı zamanlar her ne kadar güne enerjik başlamış olsak da gün ortasında çok bir şey yapmamış olmamıza rağmen enerjimizin hemen tükendiğini hissettiğimiz oluyor. Fiziksel olarak yorucu bir gün geçiriyor olmamamıza rağmen birçoğu içselleşmiş olan ve enerjimizi fazlasıyla tüketen bazı alışkanlıklarımız var. Günlük hayatımızın büyük bir parçası haline gelmiş bu alışkanlıkların bizi nasıl etkilediklerini anlamamız bazen güçleşiyor.

– Her şeyi çok fazla düşünmek

Bir konu hakkında olması gerekenden fazla düşünmek neredeyse hepimizin çok da farkında olmadan sürekli yaptığımız bir şey. Akşam yatağınıza uzandığınızda kendinizi gün içerisinde geçen bir konuşmanın farklı versiyonları hakkında düşünürken bulduğunuz oluyor mu? Sonradan aklınıza gelen cevapları vermediğiniz için bir de kendinize kızıp olmayacak şeylere stres yapma aşamasına geçiş artık çok doğal olmaya başlıyor. Saatlerce uykuya dalamayıp kendinize kızmaya da başlayabilirsiniz. Akşamlarınızı bu şekilde geçirmek zihninizi daha da yorup ertesi güne enerjisiz bir şekilde uyanmak dışında başka bir şey yapmıyor aslında. Uyumadan önce 10 dakikalık bir meditasyon yapmayı deneyerek aklınızı dolduracak düşünceleri oldukları gibi kabul edip zihninizden gelip geçmelerine izin vererek kendinizi rahatlatabilirsiniz. Yapacağınız nefes egzersizleri de kalp ritminizi yavaşlatarak üzerinizdeki stresten daha kolay kurtulmanıza yardımcı olabilir.

– Günü Fazla detaylı planlamak

Gün içerisinde yapmamız gerekenleri detaylıca önceden planlamak bize çoğu zaman günü daha verimli geçirebilmemiz için tek yol gibi görünür. Ancak çok sıklıkla gözden kaçırdığımız bir detay var: günü olması gerekenden daha fazla detaylı planlamak bize çok yoğunmuşuz hissi vererek zihnimizi yorabilir. Gün içerisinde yapacağınız toplantıları, o güne yetişmesi gereken görevlerinizi planlamak size güne 1-0 önde başlamanızda yardımcı olabilir ama bu listeye akşam yapmanız gereken alışverişi veya köpeğinizi dışarı çıkarmanız gerektiği gibi küçük detayları da ekleyerek kendinizi fazladan yük altına sokmuş oluyorsunuz. Bu tarz görevler genelde gün içerisinde belirli bir düzende yaptığınız şeyler olduğu için bunları ajandanıza eklemek yerine farklı bir deftere veya uygulamaya hatırlatıcı olarak koyarak bu yükten kurtulabilirsiniz.

– Mola vermeyi bilmemek

Son zamanlarda çok fazla duyuyoruz; çok yoğun olmak artık çağımızın bir hastalığı. Ne dereceye kadar doğru olduğu tartışmaya açık bir ifade. Arkadaşlarınızla bir buluşma ayarlamak bile artık imkansız bir görev haline gelmeye başladığını inkar da edemeyiz. Günümüzü dakikası dakikasına planlayarak hep en iyisini yaptığınızı düşünüyoruz ama durum en sonunda bizi yataktan çıkacak kadar bile enerjimizin olmadığı bir pazar gününe kadar götürüyor. Bundan kurtulmanın bir yolu da kendimize çalışmamız gereken zamanı belirlediğimiz gibi mola vermemiz gereken zamanı da belirlemek. Çoğu zaman yoğun iş hayatı bahane edilerek sadece rahatlamaya ayrılan bir zaman dilimi bulmanın imkansız olduğunu düşünürüz. Çoğumuz ev ve iş hayatını bir arada yürütmeye çalışırken mola vermenin de çalışmak kadar önemli olduğunu unutuyoruz.  Gün içerisinde bir saatlik bir zaman dilimi ayırabileceğiniz gibi bütün hafta sonunuzu dinlenmeye adayabilirsiniz. Ne kadar uzun sürdüğü hiç önemli değil, kendinize derin nefes alabilmeniz veya sakince çayınızı yudumlayabilmeniz için zaman tanıyın.

– Aynı anda birden fazla işle uğraşmak

“Multitasking” neredeyse hepimizin oldukça yakından tanıdığı ve bunu başarabilen insanların da bununla gurur duydukları bir kelime oldu. Birçok bilimsel araştırma bu konudaki başarının zekayla bağlantılı olduğunu da ortaya koydu. Birden fazla projede çalışmak, aynı anda kitap okuyup bir yandan da başka biriyle konuşmak ve bunları başarılı bir şekilde tamamlayabildiğinizi görmek güzel bir his veriyor değil mi? Buraya kadar her şey çok güzel. Her ne kadar özel bir yetenek gibi dursa da zihnimize oldukça fazla yük bindiren bir süreç haline geldiği durumlar da var maalesef. Özellikle iş hayatında birden fazla görevi aynı anda yapmaya çalışarak zihnimizi tek seferde bir sürü detayla doldurup enerjimizi çok kısa bir sürede tüketmiş oluyoruz. Bu tarz bir yaklaşımdan kaçınmak için zihinsel yükü fazla olan işlerinizi aynı anda yapmamaya çalışın. Yine de bu şekilde çalışmanız gerekiyorsa da işlerinizi günün veya haftanın farklı zaman dilimlerine yaymayı deneyebilirsiniz.

– Birçok şeyi kişisel algılamak

Sosyal ve iş hayatımızda yaptığımız en büyük hatalardan biri bize yapılan şeyleri sürekli kişisel algılamamız. Bu şekilde yaparak bir yaşanan bir olayı kişisel algılayıp gereksiz yere enerjimizi ona yöneltiyoruz. Ama işin aslı metroda size çarpan insanın veya size kaba davranan bir kasiyerin bu davranışlarının sizinle hiçbir alakası yok. Normalde bir iki saate unutacağınız bu tarz olayları kişiliğinize yapılmış bir saldırı gibi algılayıp üzerine düşünmeye devam ederek daha güzel işlere ayırabileceğiniz vaktinizi ve enerjinizi harcamış oluyorsunuz. 

– Sosyal medyaya fazla takılmak

Gün içerisinde enerjimizi belki de en çok tüketen şeylerden biri de sosyal medyada çok zaman geçirmek olabilir. Takip ettiğimiz insanların gün içerisinde yaptıklarına çok fazla odaklanıyoruz. Bir başkası gününü gezerek geçiriyor gibi görünürken siz kendinizi ofiste sıkışmış gibi hissediyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçmeniz gerekiyor. Kendi hayatınızı bir başkasınınkiyle karşılaştırmak yaptığımız en büyük hatalardan biri. Herkesin kişisel gelişimi farklı hızlarda gerçekleşiyor. Biri 18 yaşında henüz üniversiteye başlarken biri kendi şirketini kuruyor olabilir. Bu farklılık hiç kimsenin suçu olmadığı gibi kendi başarılarımızı ne daha büyük gösterir ne de daha küçültür. Sosyal medyadan tamamen uzaklaşmanız anlamına gelmiyor bütün bunlar.  Üzerinizde negatif  bir etkisi olduğuna inandığınız hesaplar yerine size ilham veren ve motivasyonunuzu yükselttiğine inandığınız hesapları takip etmeyi tercih edebilirsiniz. 

– Herkesi memnun etmeye çalışmak

En büyük sıkıntılarımızdan biri de kendi duygularımızı bir kenara koyup başkalarını memnun etmeye çalışmak. Ama şöyle de bir gerçek var ki etrafımızdaki herkesi eşit derecede mutlu etmemiz neredeyse imkansız ve aşırı yorucu bir süreç. Sert bir akıntıya karşı yüzmeye çalışmakla aynı şey aslında. Söylemesi belki de uygulamasından daha zor gelebilir ama asıl odaklanmamız gereken şey yaptığımız işten biz ne kadar memnunuz. Siz yaptığınız işten memnunsanız ama patronunuz beğenmediyse kendinize olan güveninizi yerle bir edip bir başkasını mutlu etmeye çalışmak yerine sizinle olduğunuz gibi çalışmaktan mutluluk duyacak birilerini bulmaya çalışmak en mantıklı çözüm olabilir. Tabii yapıcı eleştirileri bir kenara koyup işinizi bırakın demiyorum, herkesin her zaman sizinle aynı tarafta olmayacağını kabullenmeye çalışın. 

– İnsanların hakkımızda ne düşündüklerine takılmak

Baştan kabullenelim, herkesin neredeyse herkes hakkında bir fikri var. Ama bu fikirlerin oluşma süreci tamamen karşı tarafın bizim görmemize izin verdikleri çerçeveye bağlı. Etrafınızdaki insanlar sizin izin verdiğiniz kadarını bilebilir ve bu bildiklerini çok farklı şekilde yorumlayabilirler. En basiti sosyal medyada aldığınız yorumlar… Gününüzün sizin izin verdiğiniz kadarını görerek sizin hakkınızda yapılan yorumların sizin hayatınızın aslında ne kadar azını yansıttığını hiç fark ettiniz mi? Bu aynı zamanda size şunu da söylemeli: hiç kimse sizi sizden daha iyi tanıyamaz. Bu yüzden bir başkasının sizin hakkınızda vardığı yargıları hayatınızın merkezine koymak yerine kendinize olan güveninizden ödün vermeden değerlendirip sonra karar almak daha yararlı olacaktır.

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?