ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Fazla Düşünme Alışkanlığınızdan Nasıl Kurtulabilirsiniz?

Çağımızın hastalığı: fazla düşünme. Özellikle sosyal medyanın bu denli yaygınlaşması ve gün içerisinde sürekli dış uyaranlara maruz kalmamız nedeniyle hepimiz bazı şeyleri gereğinden fazla düşünüyoruz. Peki bu durum ne zaman tehlikeli hale geliyor? Obsesif-kompulsif bozukluktan muzdarip bir genç kadın olarak bu durumu sizlerle birlikte ele almak istedim. Gelin yakından inceleyelim.

Popüler kültürle birlikte dilimize yerleşmiş olan bir konuda ‘obsesif’ veya ‘takıntılı’ olma durumundan çok daha fazlası aslında bahsettiğimiz. Öyle ki bazılarımız için fazla düşünme eylemi tüm hayatımızı etkileyebiliyor ve başa çıkamayacağımız hale gelebiliyor. Kendi deneyimim ve önerilerimden bahsetmeden önce şunu söylemem gerekir ki fazla düşünmemize neden olarak hayatımızın akışına önemli ölçüde müdahale eden Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğundan muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız lütfen bir profesyonele danışmaktan çekinmeyin.

Günlük hayattaki davranışlarımızdan önemli kararlara varana kadar bazen bir konu üzerinde o kadar fazla kafa yoruyoruz ki bir süre sonra ne bir karara varabiliyor ne de eyleme geçebiliyoruz. Bu düşünceleri üç kategoride ele almak istiyorum:

Geçmişte Kalan Olaylar


Geçmişte yaşanmış olan ve hakkında pek de mutlu hissetmediğimiz durumları en ince ayrıntısına kadar analiz etmek enerjimizi tüketmekten başka bir işe yaramıyor. Bu durumda yapılabilecek en mantıklı şey kabullenmek olabilir. Yaşadığımız şeyleri hata olarak görmektense bu yaşanmışlıkları kabullenerek onlardan ders çıkartabiliriz. Onları tecrübelerimiz arasına katarak kişisel yolculuğumuzun bir parçası olduğunu kendimize hatırlatmak iç huzurumuzu sağlamamıza yardımcı olacaktır. Sonuçta olan oldu ve bu durumları tekrar tekrar düşünerek onları değiştiremeyeceğiz.

Günlük Yaşantımız


Fazla düşünme eylemi ilişkilerimizde de kendini gösteriyor. İletişim kurarken karşımızdaki kişinin ‘aslında ne demek istediğini’ düşünüp duruyoruz. Özellikle sesli iletişimin yerine Whatsapp, Snapchat, Instagram gibi farklı birçok sosyal ağın tercih edilmesi ile yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermek çok daha kolay oluyor. Böyle durumlarda kafamıza takılan durum hakkında varsayım yapmak yerine diğer kişiyle iletişime geçerek aklımızdaki sorunun cevabını almak hem zamanımızdan hem de enerjimizden tasarruf etmemizi sağlayacaktır. 

Verimlilik. Belki de kendimiz hakkında en acımasız olduğumuz konu. YouTube’da sürekli karşımıza çıkan sabah rutinleri, spor rutinleri, verimlilik videoları, spor salonlarından atılan Instagram hikayeleri ister istemez kendi hayatımızı sorgulamamıza yol açıyor. Bu alışkanlıkları kendi hayatımıza da dahil etmek istiyoruz fakat kendimize gerçekçi olmayan hedefler koyuyoruz. Hepsini yapacağım derken hiçbir şey yapmıyor, eyleme geçmek yerine sadece neden verimli olamadığımız hakkında düşünüyor, düşünüyor ve düşünüyoruz. En sonunda bu düşüncelerimizden yoruluyor ve hevesimizin de kaçmasına yol açıyoruz. İşte böyle zamanlarda daha gerçekçi hedefler belirlemek ve bu hedefleri uygularken kendimize karşı şefkatli olmak uzun zamandır hayalini kurduğumuz verimli hayatı bu sefer gerçekten inşa etmemize yardımcı olacaktır. 

Geleceğimiz


Belirli bir yaştan sonra hayatımızın yönünün nasıl ilerleyeceğine kendimiz karar veriyoruz. Hayatımıza kattığımız insanlar, eğitim hayatımızda yaptığımız çalışmalarımız, kariyer planlamamız, kişisel gelişimimiz… Nasıl bir hayat yaşamak istiyoruz? İşte bu soru başlı başına bizi fazla düşünmeye itiyor. Her seçeneği en ufak ayrıntısına kadar düşünüp neyin doğru neyin yanlış olacağını kestirmeye çalışıyoruz. Fakat hepimiz biliyoruz ki hayat hiçbir zaman planlandığı gibi gitmiyor. Tıpkı John Lennon’un dediği gibi: Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir. Bu yüzden deneyin, yanılın, öğrenin. Sizi yakından tanıyan kişilerle konuşarak durumlara farklı pencerelerden bakma fırsatı edinin, önünüzdeki seçeneklerin olası sonuçları için bir artı ve eksi listesi oluşturun. Ve en önemlisi benliğinize kulak verin. Fazla düşünme sonucu benliğimizle olan bağlantımızı kaybedebiliyoruz. Hislerinize güvenin. Bol şans!

Fazla Düşünmekten Yorulduğunuz Zamanlarda Şunları Deneyebilirsiniz:

  1. Kendinizi meşgul edin: Spor yaparak, yeni bir kitaba başlayarak veya çevrimiçi eğitimlere kaydolarak kendinizi kişisel gelişiminize katkıda bulunacak şeylerle meşgul edin. Fakat bu aktiviteleri sorunlarınızdan kaçmak için yapmayın. Her şeye gereksiz yere kafa yorduğunuzu düşünüyorsanız gün içinde yapacağınız verimli aktiviteler bu alışkanlıktan uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır.

     Benim zihnimi dinlendirmek için en çok tercih ettiğim hobilerden biri boyama yapmak. Özellikle farklı temaları olan mandala boyama kitaplarına göz atıp kendi zevkinize uygun olanı edinebilirsiniz.  Ya da yazı yazmayı deneyebilirsiniz. Aklınızı meşgul eden ne varsa kağıda dökün. İçinizi boşaltın. Yazarak ilerledikçe aslında hangi kararı vermeniz gerektiği kendiliğinden aklınızda belirebilir.

  2. Kendi yerinize bir başkasını koyun: Kafanıza takılan bir soru varsa durup düşünün: X kişisi bu sorunu kafasına takıyor olsa ben ona ne tavsiye ederdim? İşe yarayacağına eminim!

  3. Meditasyon yapın: Bir anda kalma pratiği olan meditasyonu günlük rutininize dahil ederek zihninizin dinginleşmesini sağlayabilir ve farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

Bonus Öneri: Pembe Fili Düşünme

Ufak Bir Not: Biriyle konuşmaya ihtiyacınız varsa bgmboga@gmail.com adresinden bana mail atabilirsiniz!



Follow:
Share:

1 Comment

  1. Selin
    Mayıs 12, 2019 / 10:20 pm

    Harika 👍yüreğine sağlık güzel insan. 👏👏

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?