ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Londra’yı Yerlisi Gibi Gezin

Londra’yı Yerlisi Gibi Gezin | fotograf: wishwishwish

Yaz geldi, seyahatler başladı! Instagram’da aldığım mesajlardan anladığım kadarıyla bir çok kişi rotayı Londra’ya çeviriyor! Sizi bilmem ama ben hep gittiğim yerlerde yerlisi gibi yaşamayı, gezmeyi ve yemeği daha çok seviyorum. İki senelik bir “Londoner” olarak bugün sizlerle Londra’da gitmeyi sevdiğim yerleri paylaşıyorum.

 

Farmacy

1. Westbourne Grove & Holland Park

İki lokasyon da Notting Hill’e yürüyüş mesafesi. Klasik Portobello yürüyüşünden sonra Portobello’yu kesen Westbourne Grove’a da bir bakın. 5-10 dakika Westbourne Grove‘da ilerlerseniz daha lokal (ama bu seferede lokaller tarafından kalabalık olan) restoranları bulabilirsiniz. Benim favorilerim JusuBrothers, Farmacy, Granger&Co ve FarmGirl. Bunların hepsi Avusturalya restoranlarından esinlenmiş, sağlıklı restoranlar. Holland Park ise Notting Hill’e 15-20 dakika yürüyüş mesafesinde. Hyde Park’a nazaran daha küçük bir park ama Hyde Park’tan daha güzel. Park genellikle etrafında yaşıyan ünlüler (David Beckham, Valentino benim karşılaştıklarım) ve yerliler tarafından seviliyor. Parkın içinde bir gül bahçesi ve Kyoto Gardens isimli ufak bir park var. Kyoto Gardens Japon stilinden ilham almış bir park, çok sakin ve tavuşkusları sizinle birlikte parkın tadını çıkarıyor.

Kyoto Gardens

 

Borough Market

2. Nehir’in Güney Kıyısı

Çoğu turist genellikle Tower of London tarafından Tower Bridge’e bakıp fotoğraf çekiliyor. Ama aslında nehirin güney kıyısında da benim çok sevdiğim mekanlar var. Tower Bridge’i geçer geçmez Strada isimli bir restoran var. Orada oturmanızı tavsiye ederim. Aslında Strada bir zincir fakat köprünün dibindeki manzarası bence çok keyifli. Gelip geçeni, köprüyü, nehiri, City of London’u, Tower of London’u izleyebiliyorusunuz. Biraz daha ilerlerseniz, Shard‘da da birşeyler yiyip içebilirsiniz. Shard, Londra’daki en yüksek bina, manzarası da tabii ki mükemmel. Tüm şehiri tepeden görebiliyorsunuz. Az daha ilerlerseniz Borough Market’e geliyorsunuz. Borough Market bir yemek pazarı ve Dünyadaki bir çok mutfaktan yemekler bulabileceğiniz bir pazar. Trüflu zeytinyağlarından böreklere, böreklerden Hint yemeklerine ne ararsanız var ve gün içinde karın doyurabileceğiniz hareketli bir mekan.

Seven Dials

3. Seven Dials

Covent Garden yine bir çok turist tarafından gezilen bir mekan. Fakat bir çok kişi Seven Dials‘i bilmez. Seven Dials’da indie markalar, tanınan ama Mango ve Zara kadar popülerleşmemiş markalar var. Gezmenizi önerdiğim yerler The Abnormal Beauty Company (bir kimya firmasının cilt bakımı yaptığını düşünün, fiyatlar çok uygun, ürünler çok başarılı), Neal’s Yard (ufak binalar arasında rengarenk bir meydan) ve Monmouth Kitchen (Seven Dials meydanına bakan, dışarıda oturabileceğiniz keyifli bir mekan).

Neal’s Yard

4. South Kensington / Chelsea

Chelsea sadece New York’ta değil 🙂 Hyde Park’ın güneyindeki South Kensington bölgesi yine daha lokal, yaşanan bir yer fakat Londra’nın en zengin muhitlerinden biri (şehir içini saymazsak). South Kensington’u bence en güzel bir cumartesi gezebilirsiniz. Cumartesi sabahtan Kings Road üzerinde kurulan Duke of York Square Food Market‘ten atıştıracak birşeyler alın ve Kings Road‘u keşfe çıkın. Tüm cadde boyunca tanıdığınız mağazaları bulabilirsiniz. Bir de biraz yürüdükten sonra Amorino isimli dondurmacıdan dondurma almanızı öneririm. Dondurmayı gül gibi yapıyorlar ve gülün her yaprağına farklı bir çeşit dondurma koyuyorlar. Tadından bahsetmek bile istemiyorum çünkü canım çekmeye başladı 🙂 Yine Kings Road üzerinde iki restoran tavsiyem daha olacak, biri çok tanınan Ivy Chelsea Gardens, bir diğeri ise Bluebird. Bluebird yine daha lokaller tarafından tercih edilen hem cafe, hem restoran, hem market, hem de mağaza olan bir conseptstore. Orada yemeseniz bile bence mağazasına bir göz atın çünkü sattıkları parçalar ef-sa-ne!

Kings Road

Benim Londra’da yer önerilerim bu kadar, eğer ilginizi çekerse bunun bir restoran / cafe versiyonunu da yapabilirim 🙂 Bahsettiğim herhangi bir yere giderseniz @_thegeam’i etiketlemeyi unutmayın!

 

Yazan: Melisa Beleli

SaveSave

SaveSave

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?