ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Önce Kendine Aşık Ol

Başlıktan sonra bir durup düşündüğünüzü hissettim, evet. Hissettim çünkü sizinle aynı hisleri çok uzun süre paylaştım. ‘Bir insan kendini nasıl sever ki? Kendine aşık olmak da ne?’ dedim çok sık. Şimdi ise burada bu yazıyı yazıyorum. Biraz kendime biraz da size not gibi aslında. Umarım siz de kendinizden bir şeyler bulursunuz yazının içinde.

Bize sevilmeyi öğrettiler ama kendimizi sevmeyi öğretmediler. Sevilmeyi öğrettiler, seni kısıtlamasına izin verme ama ‘seven de kıskanır’ dediler. ‘Seven insan sarıp sarmalar, seven insan öyle yapar böyle yapar, koruyup kollar’ dediler. Seveni sevmeyenden ayırt etmeyi böyle öğrettiler. Peki ya kendimiz? Ya kendimizi sevmek? Kendini sevmezsen başkası sevebilir mi seni?

Kendini sevmek, her şeyde olduğu gibi, sürekliliği zor bir şey. Yani genel olarak kendini ve hayatını sevmekten bahsediyorum. Kendini sevmediğin günler kendine çok kızdığın hatta küstüğün günler olacak. Böyle günlere de izin ver, kendine ‘kendine’ kızdığın için kızma mesela. Bir taraftan bil ama kendini sevdiğini. “Evet bugün böyle, bugün kızgınım vücuduma ama bu kızgınlığım geçecek, kendimi çok seviyorum.” diyebilmek çok önemli. 

Bize hep yarışmayı öğrettiler. Kendi kendimizle değil de başkalarıyla yarışmak. İşte bu yüzden kendimizi sevmeyi bir türlü öğrenemedik. Daha yüksek not almak lazımdı çünkü o bir zeka ve başarı göstergesiydi. Öte yandan da çok yüksek not almak da kötüydü çünkü bu sefer ‘inek’ diyorlardı. Daha zayıf olmak lazımdı çünkü o bir güzellik göstergesiydi. Yine ince bir çizgi vardı, çok zayıf olursan ‘çirkin’ oluyordun. Kısacası kimseyi hiçbir zaman bir türlü memnun edemedin. Hep belli standartlara uyum sağlamak zorunda kaldık ve kalıyoruz, hatta belki de bırakılıyoruz desem daha doğru olur. Peki, bu standartlara uyum sağlamaya çalışırken biz mutlu muyuz?

Burada bahsettiğim mutluluk aynaya baktığımızda kendimizle ilgili duyduğumuz mutluluk. Yani hiçbir insanı düşünmeden, kimseyi umursamadan hissettiğimiz. Burada, bu yazıda, cevabı ben vermeyeceğim. Ben kendi cevabımı düşündüğümde bu soruya evet demek çok zor geliyor. Çok zorlandım kendimi severken, ‘aynadaki ben’den mutluluk duymaya çalışırken. Bazen gerçekten ‘aynadaki ben’e küstüğüm ve kızdığım oldu ve hala zaman zaman olmaya devam ediyor. “Yine neye kızdın ya da neyi kafana taktın da çıktı o sivilce?” o kadar sık kurduğum bir cümle ki. Bazen de gülümseyip “Hey, bugün çok güzelsin” diyorum. Yani burada gelip “Hemen kendinizi sevin” diyemiyorum. Ben de çok çok zorlanıyorum. Sadece şunu unutmamak lazım siz kendinizi sevmezseniz farkında olmasanız da bunu belli edersiniz ve siz kendinize nasıl davranırsanız karşınıza çıkan insanlar da size öyle davranır. 

Kendimizi nasıl sevebiliriz? Benim yaptığım yöntem neydi? Aslında hiç kolay olmadı kendimi sevmek. Zorlanmamın en büyük sebebi ne bana öğretilmişti bu duygu ne de çevremdekilere, yani birinden öğrenmesi de zordu. Burada aslında biraz sosyal medyanın yalancı yüzüne başvurdum diyebilirim. Evet, bazen çok sahte postlar görebiliyorum ama daha gerçekçi daha samimi olanları bulmaya çalıştım. Beni mutlu eden şeyleri keşfetmeye çalıştım ve bunun için tek başıma çok vakit geçirdim. Heykel ve string art atölyelerine gittim mesela, ilk defa denedim her ikisini de ve çok hoşuma gitti. Çok sıkı spor yapmaya başladım. Oldum olası spor aşığıydım zaten ama bir türlü düzene oturtamamıştım, o düzeni başardım. 

Enerjilerinin bana çok iyi geldiğini düşündüğüm hesaplar: @jessicaolie ve @sudealkis 

Atölyeler için Masterpiece Galata’nın hesaplarını ve atölyelerini takip edebilirsiniz. 

Bir deeee en önemlisi kendime olabildiğince az kızmaya çalıştım. Kendime acımasız davranmaktan uzaklaşmaya çalıştım. Bunun için de elimden geldiğince kendime gülümsedim. Bunun için de biraz komik gelebilir kulağa ama aynada kendime gülümsedim. Hazır yeni yıl, yeni başlangıç motivasyonu sarmışken etrafımızı kalkıp aynada kendimize bir gülümseyelim mi? 

Yazan: Ece Tuncer

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?