ga('require', 'GTM-PLL3R4D');

Önemli Dersler Çıkartılacak 3 Kişisel Gelişim Kitabı

 

Kendinizi geçmişinizde gerçekleşmiş olayların gölgesinde kalmış gibi hissediyor olabilirsiniz. Bugün patronunuzun size gereksiz kızdığını düşünüp bütün gün bunu sürekli kendinize tekrar ederken bulabilirsiniz kendinizi. Veya tamamen farklı bir şekilde kendi hayatınızda iplerin sizde olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. İnanın, çoğu insan hayatının belirli dönemlerinde bu veya şu şekilde bunlara benzer şeyleri hissediyor. Bu yolculukta yalnız değilsiniz. Zamanında bizim gibi düşünüp bir noktada “dur!” diyebilmiş ve bu dönemlerinden ders çıkartabilmiş insanların yazdığı kitapların bize söyleyecekleri çok şey var.  Daha fazla kelimelerle oynamadan kişisel gelişim kitap önerilerilerimize geçelim o zaman.

 

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı – Mark Manson

Çoğu zaman kendimizi birçok şeye gereksiz takılıp kaldığımız durumlarda buluyoruz. Başka insanların size ne söylediği, akşam iş dönüşü trafiğe takılmak, okulda öğretmeninizin/işte patronunuzun sizin yaptığınız işi beğenmemesi gibi bir sürü olay sıralayabiliriz. İster istemez bu tarz olaylar yaşıyoruz ve bazen gerektiğinden fazla üzülerek olaya takılıp kalabiliyoruz. Bu tarz durumlarda son zamanlarda çok fazla duyduğumuz “pozitif düşün” akımına uymaya çalışıp daha da çok çabalar buluyoruz kendimizi. Bazı noktalarda çok işe yarar gibi görünse de büyük resimde büyük bir çözüm getirmiyor. Bu kitabı elimde olmayan bir sürü olaya canımı sıkmışken buldum ve o dönem yaşadıklarımın aslında ne kadar doğal şeyler olduğunu görmemi sağladı. Bu belki de en önemli adımlardan biri. Kitabın bize vermeye çalıştığı en önemli mesajlardan biri bir durum hakkında şikayet etmeyi bırakıp oluşan olayların gerçekleşmesinde sorumluluğun tamamen bizim olduğunu kabul etmek. Bu söylendiği kadar kolay değil. Mark Manson’ın bizden istediği şey “yanlış zaman veya ülkede doğdum” ve “yanlış okula denk geldim” gibi cümleleri kendimize tekrarlamayı bırakıp kontrolün elimizde olduğunu fark etmemiz. Bundan sonrasında çözümün kaynağı olduğumuzu fark edip canımızı sıkmak yerine harekete geçmek çok doğal bir şekilde geliyor. Kitapta intihara meyilli bir adamın hikayesi de anlatılıyor. Sihrini burada bozmadan yazarın kendisinden dinlemenizi tavsiye ederim.

 

 

 

 

Vazgeçebilmek – Guy Finley

 

Bu yazıyı tamamlayabilmek için defalarca okuyup anlamaya çalıştığım bir kitap. Tek kelimelik başlığını kapağında görüp de aldanmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki görünmeyen bir derinliği olan bir kitap. Eminim herkesin çıkaracağı farklı anlamlar olacaktır. Ben size kitapta anlatılan küçük bir hikayeyi kısaca anlatayım: Bir baba oğluna su kayağı öğretmek için kolları sıvıyor. Beraber bir göle gidiyorlar, baba oğluna kuralları anlatıyor. Oğlu suyun üstündeyken dengesini kaybediyor ve kendini suda buluyor. Ancak halata sıkı sıkıya tutunduğu için bir türlü geri çıkamıyor sudan. Tekne durunca babası fark ediyor ki aslında en önemli şeyi söylemeyi unutmuş: düştükten sonra tekrar dengeyi sağlayabilmek için onun dengesini bozan halatı bırakması gerekiyor. Hayatımızda bizi bu şekilde yere düşüren o kadar çok olay var ki… Guy Finley de bu kitabında bu olayları halatı bırakır gibi geride bırakmamızda bir yol haritası çizmeye çalışıyor. 

 

 

 

 

The Tipping Point(Kıvılcım Anı) – Malcolm Gladwell

Hepimizin hayatında belirli noktalarda fikirleri oldu. Bazılarımız bu fikirleri hayata geçirip ilerleme kaydetti, bazılarımız hiç harekete geçmeyip fikrini kendine sakladı. Bu fikirlerin bir kısmı da hayate geçirilip yerinde saymak zorunda kaldı. Peki nasıl oluyor da bu fikirlerin bir kısmı bir anda patlayıp bütün dünyaya yayılırken bir kısmı olduğu yerde kalmaya devam ediyor? Malcolm Gladwell bu ilerleme ve duraksama arasındaki ince çizgiyi “the Tipping Point” yani “kıvılcım anı” olarak adlandırıyor. 

Peki bu bizim için tam olarak ne anlam ifade etmeli? “Fikirler” kelimesini okuduğunuzda aklınıza Facebook, Instagram gibi küçük bir fikirle başlayıp tüm dünyaya yayılan şeyler geliyor ama Adolf Hitler’in yaptıkları da bir şekilde bir fikirden türedi. Şöyle daha da açalım bunu: grip olduğunuz günleri hatırlamaya çalışın. İlk başlarda hafif boğaz ağrısı ve burun akıntısı hastalığın ilk belirtileridir. Daha sonra ateşiniz çıkmaya başlar ve hastane yolları görünür. Bir haftayı bulan ve bazen aşan bir iyileşme süreciyle baş başa kalırsınız. Boğaz ağrısı ve burun akıntısı aşamasında gerekli önlemleri almayı seçseydiniz sonrasındaki aşamaya geçmeden günlük hayatınızı bu kadar etkilemesine izin vermeyebilirdiniz. Aklımızı kurcalayan ve hayata geçmesi bizi çok kötü etkileyecek intihar, kendimize zarar verme, başkalarına zarar vermek gibi hem kendimize hem de topluma zarar verecek düşüncelerin nasıl önlenebileceğini bu kıvılcım anı kavramını anlayarak öğrenebiliriz. 

 

 

Yazan: Anastasia

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Looking for Something?